Hayır Diyememek: Uyum mu, Kendinden Vazgeçmek mi?

Bazen “hayır” demek yerine sessiz kalır, uyum gösteririz. Karşımızdaki kişiyi üzmemek, huzuru bozmamak ya da sevilmeye devam etmek için isteklerimizi geri plana atarız. Peki, bu gerçekten fedakârlık mı, yoksa zamanla kendimizi unuttuğumuz bir alışkanlık mı? Hayır diyememek çoğu zaman çocuklukta öğrenilir. Eğer bir çocuk, sevgi ve kabul görmek için kendi isteklerinden vazgeçmesi gerektiğini öğrenirse, yetişkin …

Bazen “hayır” demek yerine sessiz kalır, uyum gösteririz. Karşımızdaki kişiyi üzmemek, huzuru bozmamak ya da sevilmeye devam etmek için isteklerimizi geri plana atarız. Peki, bu gerçekten fedakârlık mı, yoksa zamanla kendimizi unuttuğumuz bir alışkanlık mı?

Hayır diyememek çoğu zaman çocuklukta öğrenilir. Eğer bir çocuk, sevgi ve kabul görmek için kendi isteklerinden vazgeçmesi gerektiğini öğrenirse, yetişkin olduğunda da başkalarını memnun etmeye öncelik verir. Kendi sınırlarını çizmek yerine, başkalarının beklentilerine göre şekil alır. Ancak bu, bir süre sonra içsel bir çatışmaya dönüşebilir. Peki ben gerçekten ne istiyorum?

Sürekli “evet” demek, ilişkilerde dengeyi bozabilir. Zamanla, karşılıklı anlayış yerine tek taraflı beklentiler oluşur. Karşı taraf farkında olsun ya da olmasın, sınır koymadığımız sürece kendi istek ve ihtiyaçlarımız arka planda kalır, hatta bazen tamamen unutulur.

Oysa “hayır” demek yalnızca bir reddediş değil, aynı zamanda kendini var ediştir. Sağlıklı sınırlar koyabilmek, daha gerçek ve samimi ilişkiler kurmamızı sağlar. Çünkü insan ancak kendi isteklerini duyabildiğinde, karşısındakini de gerçek anlamda duyabilir.

Gizem Sıla Bayraktaroğlu

Gizem Sıla Bayraktaroğlu

Biz Sizi Arayalım